Cömertlik ve Liderlik

0
545

İnsana en çok yakışan şey cömertliktir. İnsanı güzelleştiren, zenginleştiren, mutlu eden, sevilir ve aranılır yapan; özetle, insanı insan yapan güzel huylardan biridir cömertlik. İnsanı umutsuz, korkak, hırçın yapan, üzüntüye ve depresyona düşüren ise hasisliktir.

İnsanı seven, insanla ilgilenen, insanlara saygı gösteren kimse insanlara karşı cömert olur. Cömertlik vermekten tat almaktır, el ve kalp açıklığıdır; verdiklerinin hesabını tutmamak, karşılık beklememektir. Cömertlik, ihtiyaç sahibi olanları tespit etmek, gözetmek, o istemeden vermek ve verdikleriyle yetinmemektir. İnsanın insana verebileceği şeylerin içinde belki de en kolay olanı paradır. Rahibe Teresa muhtaçlara yemek dağıtılan bir aşevini ziyarete gider. Yemek kuyruğunda elinde kâsesi çorba bekleyen ve içinde yaşadığı karton evi karşı duvara yaslamış, hırpani kılıklı bir muhtaç görür.

Yanına giderek, ellerini tutar ve “Nasılsın?” diye sorar.

Muhtaç ihtiyar, “Bu eller böyle bir sıcaklığı görmeyeli ne kadar oldu bilir misiniz?” der. Bizim çevremizde de elimizin sıcaklığını, gözümüzün şefkatini, dilimizin takdirini ve ilgisini görmeyen ne kadar çok yakınımız vardır, bilir misiniz? İnsanın sevgi dolu bir yüreği varsa, para dolu cüzdana gerek kalmadan müthiş cömert bir yaşam sürdürebilir, insanları takdirleriyle güçlendirebilir, güler yüzüyle hayata bağlayabilir, esprileriyle güldürüp canlandırabilir, neşesiyle heyecan verebilir, bir sarılışıyla ayaklarını yerden kesip göklere uçurabilir. Yalnız olduğunu hisseden insanın arkasına sırtını dayayacağı kaleler kurabilir. Yeter ki; içten olsun, teşekkür ve karşı övülmeyi beklemesin.

Cömertlik insanın en yüceldiği noktadır. Gönüllü lideri de bu yücelik içinde olmalıdır. Aksi takdirde lider, cömert duygularla gönüllü kuruluşlara katılan gönüllülerin önünde yürüyemez. Cömert gönüllüleri en çok ra hatsız edecek şey, vermesini bilmeyen hasis bir liderdir.

Gönüllünün yaşamı vermek üzerine kurulduğu için hasis olan veya verdiklerinde çıkar, yarar uman insanları hemen hisseder ve büyük bir rahatsızlık duyar.

Burada dikkatle ayrılması gereken şey cömertlik ve ağalık arasındaki farktır. Bazı insanlar ağa tabiatlı olurlar.

Bulundukları ortamda cömert bir görüntü sergilemeye çalışırlar. Çevrelerindeki insanlara küçük ikramlar yapar, yemek daveti verirler; birkaç kişi bir yere gidildiğinde öne geçip hesap öderler. Her bulundukları yerde ikrama yeltenirler. Hatta “Benim bulunduğum yerde kimseye hesap ödetmem” gibi sözlerle ağalık yapmaya yeltenirler ve çevrelerindeki insanları ezerler, rahatsız ederler. Onların yaptığı cömertlik değil güç gösterisidir.

Gönüllünün cömertliği içten gelen bir arzu, istek ve samimiyetle olur. Gösteri ve gösteriş ne gönüllünün, ne liderinin yapacağı şey değildir. O vermenin mutluluğunu yaşamak için verir, hedefi alanı ezmek değil gönlünü hoş etmektir. Gönüllü lideri için ise vermek, sevmek, paylaşmak olağan şeydir; onun yaşam biçimidir.

Cömertlik yalnızca vermek değil, vereni de fark etmektir; verene teşekkür etmek, başka insanlarda verme duygusunu yaratmak ve verenin ikramını kabul etmektir.

Gönüllü lideri bilir ki; sahip olduğu her şey, yalnızca kendisi sahiplensin, biriktirsin diye verilmemiştir. Bacaklarındaki derman başka insanlara koşmak için vardır.

Gözlerindeki gülümseyiş insanları güçlendirmelidir.

Konuşmalarıyla insanları takdir etmeli, ufuklarını genişletmelidir.

Kollarıyla sarılıp ısıtmalıdır, elleriyle şefkat dağıtmalıdır. Varsa maddi olanakları onlarla da muhtaçlara destek olmayı unutmamalıdır. O sahip olduğu her şeye karşı şükrünü, sadece dille yapmak yerine başka insanlarla paylaşarak gerçekleştirir. Hasis insanlar ise, tıka basa doyduktan sonra göbeğine vurur şükreder;  paraları kasalara doldurur, kilidi vurur şükreder. Oysaki gerçek şükür yalnızca varlığa ve tokluğa yapılan değil, açlığa, yokluğa, acıya da yapılan şükürdür.

YORUM BIRAK