Gönüllülük Duygusu Toplum Yaşamına Neler Katabilir?

0
710

 

Her topluluğun huzuru, mutluluğu, sevinci için o toplumda gönüllülük duygusu geliştirilmelidir.

Herkes gönüllü olup gönlündeki sevgiden bu dünyaya yansıtabilir; olumlu enerjiler yayıp barışa ve huzura katkı yapabilir, hizmet yollarını öğrenip enerjisini hizmetlere dönüştürebilir. Verdiklerinden karşılık beklemediği, kişisel bir talebi olmadığı için kavgası çekişmesi olmaz. Topluma olumlu enerji yayan gönüllüler huzur ve barışın umut kaynağıdırlar. Dünyanın neresinde olursa olsun bir insana verilen zarar gönüllünün canını yakar. Her gönüllü kendini insanlığın bir parçası olarak görür. Dünyaya sevgi, barış ve huzurun egemen olması vazgeçilmez hedefidir onun.

Karşılıksız Hizmet Duygusu ve Paylaşım

Endüstri devriminden bugüne dünya akıl almaz bir şaşkınlık içinde. Almak, satmak, sahip olmak, üne kavuşmak, herkesten daha ilerde olmak, daha çok kazanmak bir tutku halinde. Teknoloji ilerleyip insanlar arasındaki iletişim arttıkça dostluk artar, sevgi artar, huzur çoğalır diye beklerken görüyoruz ki; rekabet artıyor, herkes birbirini yenmeye, geçmeye çabalıyor; çekişme, mücadele, savaş çoğalıyor. Kendini güçlü gören zayıfa egemen olmaya, kalan şeylerini de elinden almaya çalışıyor; vermezse gözünü kırpmadan öldürüyor.

Dünyayı yakan, yıkan, mahveden bu düşünceler yanında dünyayı daha güzel daha yaşanılır yapmaya çalışanlar da var. Örneğin ÇEKÜL, Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma Vakfı, LÖSEV, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Deniz Temiz Derneği, Doğal Hayatı Koruma Derneği, Türkiye Erozyonla Mücadele ve Ağaçlandırma Vakfı, Türk Eğitim Vakfı ve daha niceleri hiçbir karşılık beklemeden insanlara ve insanlığa hizmet yolunda özveriyle çalışıyorlar. Hatta yurtdışından kalkıp hizmet için Türkiye’ye gelen Greenpeace gibi gönüllüler var.

Gerçek kahramanlar, hiçbir kişisel çıkar gütmeden hizmeti hedef edinen bu gönüllülerdir. Bu kahramanların sayısı arttıkça dünyada karşılıksız hizmet duygusu gelişecek ve insanlar birbirlerinin sorununu paylaşarak sorunları küçültecek, kendilerini ve toplumu yücelteceklerdir.

Toplumsal Hoşgörüyü Geliştirir

Sevginin toplumda yaygınlaşması, insanların birbirini sevme geleneğinin oluşması, birbirlerinin sorunu ile ilgilenip karşılık beklemeden çözüm yolları araması o topluma farklı bir sıcaklık getirir. Bu ilgi ve sıcaklık insanlar arasında bir hoşgörü ortamı yaratır. İnsanlar birbirine daha yumuşak bakar, daha saygılı olurlar. Aralarında oluşan yumuşak ve sevecen ilişkileri bozmamak için daha dikkatli, daha özenli, daha saygılı davranırlar. Toplumda sözü dinlenilen insanlar vardır. Ortaya çıkabilecek can sıkıcı sorunları büyümeden kapatır, toplumdaki yardımlaşmayı da organize ederler. Japonya’da yüz binlerce sorun mahkemelere gitmeden ombudsmanlar tarafından çözülürmüş. Bizim geleneksel yaşantımız da asırlar boyu bu saygınlık içinde sürmüştür. Bugünkü vurucu, kırıcı, öfkeli, şiddetli yaşamımızın nedeni, artan büyük göçler nedeniyle hemşerilik duygusunun kaybolması, insanların birbirinden uzaklaşması ve birbirine yabancılaşan, sevme gereksinimi duymayan insanlardır.

 Kültürel Yakınlaşma

Türkiye’de köyden kentlere, kentlerden daha büyük veya daha huzurlu kentlere göç furyası yaşanıyor. Bu yetmezmiş gibi başta Suriye olmak üzere, Orta Doğu ülkelerinden, hatta Afrika’dan insan akıyor Türkiye’ye. Kentlerin kimliği değişiyor. Büyük kentlerin etrafında kente ve kentlilere hiç benzemeyen gettolar kuruluyor. Ülkemiz, büyük medeniyetlerin ve çeşitli ırkların renklendirdiği engin bir kültür mirasına sahiptir. Çevremizdeki tüm ülkelerde ise bu zenginlik, bir farklılık gibi kullanılıp, iç savaşlara varan, sonucu parçalanmaya ulaşan uluslararası entrikalar kuruluyor. Toplumda sevgi, dostluk, arkadaşlık ve bunlara dayalı gönüllülük duygusu geliştirilirse, rengârenk kültürlerin bir arada yaşadığı, farkların renk ve zenginlik olarak görüldüğü, Türk Kültürü’nün tüm boyutlarıyla yaşatıldığı büyük kentlerde dostluk içinde buluşup bu ülkenin rahmet ve bereketini huzur içinde paylaşabiliriz.

 İnsanı, İnsan Olarak Görmek

Gönüllüler, insanı evrenin en şerefli varlığı olarak görürler ve bu görüş doğrultusunda bütün insanların kardeş olduğu inancı içinde insanların birlikte yaşaması, birbirini sevmesi ve hizmet etmesi için çaba sarf ederler. Gönüllülükte hizmet eden ve hizmet edilen aynı düzeydedir. Birinin diğerine en ufak bir üstünlüğü yoktur. Ayrıca kimin kime hizmet ettiğini bilmek de olası değildir.

Gönüllü olarak hizmet yapmak çok zevkli ve insanı mutlu eden bir eylemdir. Hizmet bekleyen ve hizmete muhtaç birini bulamadığınız takdirde bu mutluluğu yaşayamaz ve bu zevki tadamazsınız. Verdiğim kurslar, dersler ve yapmaya çalıştığım hizmetler nedeniyle katılanlar ve yararlananlar sağ olsunlar, teşekkür ederler. Oysaki teşekkür etmesi gerekenin ben olduğumu, onların derslere, kurslara katılarak en çok sevdiğim hizmeti yapmama olanak sağladıklarını, hizmetleri kabul buyurarak bana hizmet yolunu açtıklarını söylerim. Gerçek olan ve benim gerçek düşüncem de budur. 16 yıldan beri yetişkin kursları veriyorum ve sınıflarım hep dolu… Böyle özveri dolu bir ilgi için kurslarıma katılanlara ne denli teşekkür etsem azdır. Bana düşen tek görev ise bu teveccühe layık olabilmektir. Gönüllülük yaşamım boyunca en büyük saygının hizmeti alana gösterilmesi gerektiğini anladım ve öğrendim. Çünkü o zaten hizmete muhtaç, yaralı bir kuştur. Onu hor görerek daha ağır yeni bir yara açmamak gerekir. Kendi yemediğimizi muhtaca yedirmemeliyiz. Kendi giymediğimizi, giyilebilecek durumdaysa muhtaca vermeliyiz. Kabul ettiyse ona içtenlikle teşekkür etmeniz gerekir. Çünkü giymediğiniz şey evden gitmiş, yükünüz azalmış ve karşı taraf kabul buyurarak bunlara ilaveten bir de yüreğinize hizmet huzuru katmıştır.

Bir toplumda gönüllülük duygusunun gelişmesi o toplumda insanlık yolunda atılan en hayırlı adımlardan birisidir. İnsanlar kendilerini güvensiz, çaresiz hissediyorlar. Analar, babalar doğan engelli çocuklarına bakabilecek zaman ve imkân bulabilmek için akıl almaz özverilerde bulunuyorlar. Allah hiçbir hastalığı veya engeli hiç kimseye sebepsiz vermez. Bizim görevimiz hastalıklıyı da engelliyi de insan olarak görmek, dünyaya geliş nedenlerini ve görevlerini gerçekleştirmeleri için sevgi ve saygıyla olanak tanımaktır. Bir insan, diğer insanların arasındaysa onların ilgisiyle kendini güvende hissetmelidir. Yokluk ve çaresizlik yalnızlıkta yaşanır.

 Ülke Sorunlarına Çözüm

Her ülkenin, her kentin, her mahallenin kendine özgü sorunları vardır. Bu sorunları en iyi şekilde yaşayanlar bilir. Gönüllülük duygusu toplumda gelişmediği takdirde herkes bu sorunları görür, bilir ama yalnızca gösterir ve eleştirir. Oysaki gönüllünün işi gördüğü sorunlar için çözümler üretmek, projeler geliştirmek ve çözümde görev almaktır.

Valiler, kaymakamlar, belediye başkanları, hepsi geçici sürelerle gelirler. Politikacıların yeri ise daha kaygandır. Yeri sağlam olanlar, yaşadığı yörede yerli olan, yaşadıkları evin, barkın sahibi olan yöre halkıdır. Hiç kimse kendi yaşamını politikacılara, kamu görevlilerine bırakmamalıdır.

Kendi yöresi için, kendi yaşamı ve çocuklarının geleceği için gönüllü olmalı; kendi yaşamını güzelleştirmek, çocuklarına daha iyi yaşanılır bir ülke, kent, mahalle bırakmak için hiçbir karşılık beklemeden görev almalıdır.

Bir insanın yaşadığı, doğduğu yeri sevmesi ve gönüllü olarak hizmet etmesi kutsal bir görevdir. Ancak o zaman kendini oralı hisseder ve orada yaşamış olmanın hakkını ödeyerek kentlilik bilincine ulaşır.

 Gönüllüye değer veren, gönüllülerin yetişmesi ve hizmet yapması için olanak tanıyan, gönüllülerin gerçekleştirdikleri hizmetleri ciddiye alan, onlara inanan, gönüllülerin heyecanı ve hizmet tutkusunu görüp gönüllüleri kolay insanlar zannederek kullanmaya yeltenmeyen, bunlar benim askerim değil, can yoldaşımdır diyen her kamu görevlisi yanında gerçek can yoldaşları ve hizmet arkadaşları bulur.

 Ülke Ekonomisine Katkı

Dünyaya yön veren, ufkunu açan, büyük değişimlere neden olan önemli keşifler, icatlar; müzikte, resimde, heykelde açılan yeni dönemler, verilen büyük eserler, hemen hemen hepsi gönüllülerin işidir. Profesyonelde yaratma, icat etme, keşif yapma tutkusu yoktur. Onun tutkusu kısa yoldan kazanmak üzerinedir. Oysaki dünyayı değiştiren büyük bilim adamları, sanatçılar, kâşifler, mucitler yaşamlarını gönüllülük duygusu içinde, yoklukla ama insanlığa hizmet arzu ve heyecanıyla geçirmişlerdir.

 

YORUM BIRAK