Motivasyon

0
501

Sevgi lideri, kuruluşu hedeflerine ulaştırabilmek için gönüllülerin motivasyonunu ön planda tutmalıdır. Çünkü her lider ancak güçlü bir motivasyonla grubu yönlendirir ve amaç birliğine ulaştırabilir. Motivasyon: “Grubun bir hedefe yönelmesi ve hedef yönünde çaba göstermesini sağlayan süreç” olarak tanımlanır. İyi bir lider, motivasyon yeteneği ile kendimizden daha fazla performans elde etmemizi, yalnızken yürüdüğümüzden daha ileriye ulaşmamızı sağlar. Motivasyon çok yönlü bir süreçtir. Kendimize uygun hedefleri seçebilme ve bu yolda yeteneklerimizi geliştirme olanağı sağlar. O zaman potansiyelimizi daha iyi kullanabilir ve hedefe daha güçlü ulaşabiliriz.

Sevgi lideri motivasyon yönünden diğer liderlere nazaran daha şanslıdır. Onunla birlikte yürüyen insanlar kendi istekleri ve seçimleri ile yola çıkmış ve hizmet için gönüllerini açmışlardır. Amaca olan inanç, bağlılık ve hedefe ulaşabilmek için duyulan istek motivasyonu kolaylaştırır. Gönüllünün yolu kutsal, amacı yücedir. Bu nedenle motivasyona, el ve gönül birliğine hazırdır. Birlikte yürüyecek sıcak eller arayışı içinde gönüllü kuruluşa katılmıştır.

Motivasyon için dış destekler önemlidir ama bu yetmez.

Gerçek istek ve arzu içten gelmelidir. İyilik yapmak için iyi duygularla yola çıkan gönüllüler hizmet için umutlu, hedefe ulaşmak için iyimserdirler. İyimser insanlar, büyük bir içsel motivasyona sahiptirler. Yollarını kolaylaştıran saygın bir dostluğu ve disiplini içtenlikle korurlar. Kötümser insanlar ile motivasyonu sağlayabilmek çok güçtür.

Her şeyi kolay beğenmezler, kusur bulurlar, eleştirirler…

Kendi yarattıkları sorunlar nedeniyle çevreyi suçlar, ek sorunlar yaratırlar. Eleştiri ve suçlama ile gruptaki bütünlüğü bozarlar, grup motivasyonu büyük yara alır.

 

Gönüllülerin Motivasyonu

 

Gönüllü, gönüllü lideri ile birlikte hizmet etmek için arzulu gelir. Bu arzusunun grup içinde daha da artırılarak sürdürülmesi gerekir. İlgi gösterilmeli, hedef ve istekleri dinlenilmeli, grup içinde hedeflerinin paylaşılarak hizmete dönüşeceği umudu verilmelidir.

Gönüllüler arasına katılan her üye kendine ihtiyaç olduğunu hissetmeyi, hem kendinin, hem de önereceği projelerin önemli görülmesini bekler. Sosyologlar buna “kabul ve onay” derler. Her gönüllü kendine önem verilen ve önemli işler yapacağı umudu taşıdığı, kabul ve onay gördüğü topluluklar içinde bulunmak ister.

Belirsizlik çok kötü bir şeydir. Lider tarafından gönüllünün neler beklediği iyi öğrenilmeli, grup içinde neler bulacağı iyi anlatılmalıdır. Motivasyonu engelleyen, gönüllü ile arasındaki bütünlüğü zedeleyen en önemli şeylerden birisi beklentilerin net, açık ve anlaşılır şekilde karşılıklı olarak ortaya konulmamasıdır.

Evlilikler bile bu nedenle kısa sürede boşanma arayışına giriyor. İnsanlar birbirlerini anlamak için çaba sarf etmiyorlar. Söylemek istediklerini ise ya söylemek istemiyorlar veya söylemekten çekiniyorlar.

Her insan bulunduğu toplumda tanınmak, ilgi ve saygı görmek ister. Yabancı gibi kaldığı, ilgi ve değer görmediği bir grupla bütünleşip birlikte bir hedefe doğru yürümesi mümkün değildir. Yeni katılan gönüllüyü fark etmek, ilgi göstermek, ismiyle hitap etmek, eşini, çocuklarını sormak, selam göndermek, yakınlaşmak; ona değer verildiğini göstermek yönünden önemlidir. Bir şarkı vardır: “Ellerin ismini ezberledin de, bir benim adımı öğrenemedin. Sonunda hicranı öğrettin bana …” der. Bir insan için isminin öğrenilmesi ve ismiyle hitap edilmesi önemli bir değer ifadesidir.

Gönüllüler içlerindeki zenginlik nedeniyle sürekli bir gelişim ve değişim arayışı içindedirler. Katıldıkları gönüllü grubunda bu arzularının gerçekleşeceği umudu taşırlarsa ve liderde bu doğrultuda girişimler görürlerse, gruba bağlılıkları ve hizmetlere katılım arzuları daha çok artar. Nice gönüllü, katıldığı gönüllü kuruluştaki durağanlık nedeniyle aradığını bulamayıp ayrılmıştır.

İnsanlarda lider olarak gördükleri kimselere saygı gösterme alışkanlığı vardır. Aslında gösterilen ilgi ve saygı kişiye değil, temsil ettiği kuruluşa ve liderlik görevinedir.

Eğer lider kişisel tutum ve davranışlarıyla bu saygıyı kendi egosunun tatmini için kullanırsa kendini gruptan ayrıştırmış ve bütünlüğü kendi elleriyle bozmuş olur. Bu durum, daha ziyade çok uzun süren başkanlıkların sonucu olarak gelişir. Süre biraz daha uzarsa egosu daha da büyüyen başkan artık kendini başkan veya lider değil derneğin sahibi gibi görür.

 

Kurum Kimliği ve Motivasyon

 

Vakfın ya da derneğin gönüllülerde heyecan yaratan ve zihinlerinde yer eden net, açık, iyi belirlenmiş ve üyelerde inanç yaratmış bir vizyonu olması gerekir.

Grupta gönüllülerin inandığı, kabul ettiği, benimseyip uymak için çaba sarf edeceği değerler oluşturulmaz ise, grubu motive edebilmek çok güçleşir. Her üye ayrı değer yargılarına ve hizmet hedeflerine sahipse her biri ayrı bir yöne çeker. Liderin görevi, gönüllüleri bir aile gibi aynı şeyleri hedefleyen, kederde, sevinçte, hizmette buluşabilen bir birliğe ulaştırmaktır.

 

Gönüllü karşılık beklemeden ve gönülden gelerek hizmet yapar. Karşılık beklemeden başka insanlara hizmet etmek veya hizmet arzusu duymak, insanın büyüdüğü, yüceldiği, gerçek insan olduğu yerdir. Hizmetin büyüğü, küçüğü olmaz. Hizmetin her türüne ve karşılık beklemeden hizmet eden herkese saygı duymak gerekir. Lideri gönüllüyle kurduğu her ilişki bu anlayış içinde olmalıdır.

Lider gönüllünün ne patronu, ne amiri, ne komutanıdır; hizmet arkadaşıdır. Hatta profesyonel işini bile hizmet anlayışı içinde yapan insanlara da saygı duymak gerekir.

 

Gönüllüye Ödül

Gönüllü motivasyonunda önceden belirlenmiş objektif kuralların adaletli değerlendirilmesi sonucu verilecek

ödüller gönüllüler için büyük bir motivasyon kaynağıdır.

Ayrıca jüri üyelerinin konu üzerindeki bilgi, deneyim ve

etkinlikleri de motivasyon için önemli bir destek olur.

Hak edene, etmeyene sıradan verilen şey, ödül olma niteliğini kaybeder. Ancak verenden kalan bir anı olarak saklanabilir. Ödül, şahsın bir başarısı veya hizmeti kar şılığında verilen ve teşekkür ifade eden bir armağandır.

Lider tarafından gönüllüye para pul verilmediği, şan, şöhret, iş, güç sağlanmadığı için hizmetlerine karşılık olarak verilen bir takdiri simgeler. Ödül, gönüllü için önemli bir motivasyon kaynağıdır. Ama alan hangi hizmet karşılığında neden verildiğini bilmeli, hak etmiş olmanın sevincini yaşamalıdır. Sıradan herkese verilen ödüller motivasyon kaynağı olmaktan ziyade motivasyon düşürücü bir etki yapar. “Nasıl olsa herkese veriliyor, çalışmasam da alırım” duygusu yaratır.

Ödül vermenin büyük yararları olduğu gibi tehlikeleri de vardır. Çünkü her insanın gözünde kendi yaptıkları önem taşır ve kendini her ödüle layık görebilir. Alamayınca kırılır, incinir, hatta tepki gösterebilir. Bu tehlikeyi ortadan kaldırabilmek için objektif ödül kriterleri belirlenmelidir.

O kriterlere uygun davranıldığı, araya hatır, gönül sokulmadığı zaman, veren gönül huzuru içinde verir, alan da hak ettiği inancını taşır. Ödül genelde verilen hizmeti veya teşekkürü simgeleyen bir madalya, madalyon, plaket veya heykelcik şeklinde hazırlanır. Üzerlerine çok şey yazılması zordur. Bu nedenle yapılan hizmetin hafızalardan silinmemesi ve ödülün neden verildiğinin ifade edilmesi yönünden ödülle birlikte ödülü ve anlamını anlatan bir berat verilmesi de ödülü daha kalıcı ve daha anlamlı yapar.

Gönüllüler, gönülleri çok zengin insanlardır. Açık, net, iyi anlatılan her şeyi anlarlar. Hizmet yolunda bilgi, yetenek ve istek sahibidirler. Birlikte çalışma arzusu içinde gönüllü kuruluşa katıldıklarından liderin önerilerine, projelerine çok açıktırlar. Alçak gönüllü ve beklentisiz insanlar oldukları için akıllı seçimlerle ve objektif kriterlerle verilen ödüller çok motive edici olur, harikalar yaratacak yeni girişimlere yol açabilirler.

YORUM BIRAK