Sosyal Sorumluluk Duygusu

0
525

Sosyal sorumluluk duygusuna sahip olmayı bilim dünyası, insan olmanın en önemli niteliklerinden birisi olarak görüyor.

Sayın Doç. Dr. Kenan Ören, Sayın Doç. Dr. H. Bahadır Eser ve Araştırma Görevlisi Sayın Elvettin Akman izledikleri bilimsel çalışmaları, “Farklı Bakış Açılarıyla Sosyal Sorumluluk” isimli bir kitapta toplamışlar.

“Her vatandaşın veya kurumun sosyal sorumluluk çerçevesinde aşağıdaki sorumlulukları vardır ve bunları yerine getirmekle mükelleftir. Yaşadığı ülkenin kanun, kural, gelenek ve göreneklerine saygılı olmak ve bunları bizatihi uygulamak,

İdeal bir sosyal devlette bulunması gereken sosyal hakların prensip haline gelmesi için, hatta kanunlaşması için çaba sarf etmek,

Çevreye saygılı olmak ve empati yaparak insanlara zarar verecek davranışlardan ve çevreyi kirletmek gibi faaliyetlerden çekinmek,

Kalkınırken ‘Sürdürülebilir Kalkınma’ çerçevesinde, çevreyi kirletmeden ve doğal yapıyı bozmadan kalkınmak,

Kurumsal olarak devlete karşı vergisini ödemek ve istihdam oluşturma sorumluluklarını yerine getirmek,

Etik anlamda hareket etmek ve bu bağlamda diğer insanlara rol model olmak,

Ülkedeki kıt kaynakları etkin ve verimli kullanmak ve gelecek nesillere yetecek ölçüde bu kaynaklardan miras bırakmak, İnsanların zihninde iyi bir statü ve zihinsel konumlandırma oluşturmak,

Demokrat davranışlar sergileyerek insanlara söz ve oy hakkı sağlamak,

İnsanlara ‘Aidiyet’ duygusu aşılamak ve takım ruhunu yaymak,

Başkalarını gelişme ve yenileme bağlamında teşvik etmek, pozitif enerji ve sinerji yaymak,

Toplumun beklentilerine ve olumlu tercihlerine riayet etmek ve katkı sağlamak,

Sosyal barışın sağlanması için pozitif davranışlar sergilemek ve örnek olmak,

Yaptığı iş ne olursa olsun, insanların menfaatine dokunacak ve faydalı olacak kalitede iş görmek,

En alt tabakadan, en üst tabakaya kadar katılımcı ve istişareci bir anlayış sergilemek,

Sosyal sorumluluk bağlamında ‘Sosyal Duyarlılık’ mekanizması oluşturmak ve ‘Sosyal Sorumluluk’ alanlarını optimal bir şekilde tespit etmek; bu bağlamda merkezden muhite, yani aileden küresel çevreye kadar sorumluluk alanlarını tespit ederek her alandaki sorumluluk görevlerini yerine getirmek,

Gelir dağılımı bağlamında pastayı adil bir şekilde paylaşmayı bir hayat prensibi olarak görmek ve her haklıya hakkını zamanında vermek (ihkak-ı prensibi),

Kendi çıkarlarını düşünürken, başkalarının da çıkarlarını göz önünde bulundurmak ve toplumsal çıkar haritasına göre hareket etmek,

Kendi sağlığına dikkat etmekle birlikte, başkalarının sağlığını da düşünmek ve onlara zarar vermemek (kapalı yerlerde sigara içmemek gibi),

Kendi güvenliğini düşünmekle kalmayıp, başkalarının güvenliğini de düşünmek ve onların güvenliğini tehlikeye atıcı hareketlerde bulunmamak,

Bir kişinin hatası yüzünden onun akrabasını, eşini, dostunu ve arkadaşlarını mahkûm etmemek,

Üretken ve verimli olarak başkalarının faydasına sunulacak eserler üretmek…

Yukarıda sayılan maddeleri çoğaltmak mümkündür. Bu da şu anlama geliyor: Bir vatanda, toplum içinde medeni olarak yaşayan her fert, o topluma faydalı, katkı sağlayan, zarar vermeyen, başkalarının menfaatini kendi menfaatinden üstün tutan, kendisinden çok başkaları için yaşayan, faydalı birer unsur haline gelmelidir. İnsanı insan yapan ve diğer canlılardan üstün kılan özellikleri olmayanların ‘İnsan’ niteliğini taşıması mümkün değildir.”

Sosyal sorumluluk duygusu içinde yaşamaya başladığınız zaman gerçek insanlık yoluna girmiş olursunuz. Dünyasal işlere; başta işiniz ve mesleğiniz olmak üzere büyük önem verirsiniz. Verdiğiniz önem çok yönlü olur. Hem iyi kazanıp işinizi daha çok geliştirmek, hem daha iyi yapıp insanlara daha yararlı olmak, hem de canlı, cansız hiçbir varlığa zarar vermemek için çaba gösterirsiniz.

Sosyal sorumluluk duygusu içinde yaşarken titiz olursunuz. Artık bireysel kazanç size, hak, hukuk ve adalete uygun olarak gelmiyorsa sizi hiç ilgilendirmez; elinizi bile sürmezsiniz. Hiç kimseye zarar vermeyecek, insanlara yararlı olacak, mutluluk ve sevinç verecek şeyler ilginizi çeker. Kesinlikle inanıyorum ki bu duygu içinde iş yaparsanız zehirli boya ile oyuncak imal eden sanayiciden de onu alıp getiren ve satanlardan da daha hayırlı, daha bereketli belki de daha çok para kazanırsınız. Kazanç, mutluluk, rahmet ve bereket sosyal sorumluluk duygusu içinde yaşayan insanların yoldaşı olur.

Sosyal sorumluluk duygusu içinde başka insanlara karşılık beklemeden hizmet kararı verdiğinizde cesaretinizin arttığını, içinizin ferahladığını ve yolunuzun aydınlandığını hissedersiniz. Yaptığınız her hizmet, gösterdiğiniz her şefkat kutsal bir deneyime dönüşür.

Sosyal sorumluluk duygusu içinde yaşarken, sorumluluğunuzun ne denli büyük olduğunun bilincinde olmanız gerekir. Yalnızca kendi sorumluluğunu taşıyan kimse rahattır. Kendi egosu ve bencilliği içinde vurur, kırar, kapar, çalar, her şeyi yapar. Ama “Ben sosyal sorumluluk duygusu taşıyorum” derseniz yükünüz ağırlaşır. Tüm insanlığın ve geleceğin sorumluluğunu taşıyorsunuz demektir. Bu sorumluluğu nasıl taşıyacağınızı, başka insanlar için ne yapmak istediğinizi iyi tanımlamanız gerekir. İnsanların nelere gereksinim duyduklarını, sizin insanlar hakkında hangi dileklerde bulunduğunuzu, bunlara cevap verebilmek için neler yapabileceğinizi düşününüz. Sonra gönlünüzü, sevginizi iyi dileklerinizi ortaya döküp projeler hazırlayınız. Dileğiniz, isteğiniz, sevginiz, dilediğiniz ölçüde hizmete dönüşmezse üzülmeyiniz ve umutsuzluğa kapılmayınız. Hizmet yapmak kadar hizmet yoluna çıkmak ve niyet etmek de önemlidir. O düşünce sizi aydınlık ve güçlü tutar, en hayırlı ve başarılı hizmetlere ulaşmanızı sağlar.

 

YORUM BIRAK